Veda Zamanı Geldi, Geçiyor
14 Ocak 2011 Süper Lig
Fenerbahçe dün gece Yeni Malatya'ya yenilerek veda etti Türkiye Kupası'na. Bir sürü yazı okudum ve bir o kadar da tweet. Suçlu arayan taraftarın bir numaralı hedefi başkan Aziz Yıldırım, hemen ardından Caner. Benim listemde ise bir numara Aykut Kocaman, peşinden gelen bir isim bile olmadan. Aziz Yıldırım başarılı mıdır değil midir otururuz tartışırız. Ama Aykut için söyleyecek sözü olana şaşıyorum. Beşiktaş'ın son transferleri ile denge değişse de sarı-lacivertliler ligin en iyi kadrosunu sezon başında sahipti. Ama bu takımdan verim alabilecek teknik direktörü bulamadı. Her şeyi yeşil sahadan bu kadar uzaklaştırmamak lazım. Biraz da sahanın içine odaklanmak gerekli Zico'yu kovup Daum'u getirdi demeden önce.
Volkan Demirel,Serkan Kırıntılı, Mert Günok;Gökhan Gönül, Diego Lugano, Joseph Yobo, Fabio Bilica, Bekir İrtegün, Andre Dos Santos, Caner Erkin, İlhan Eker, Okan Alkan, Cristian Baroni, Selçuk Şahin, Gökay Iravul, Uğur Boral, Emre Belözoğlu, Özer Hurmacı, Mehmet Topuz, Miroslav Stoch, Issiar Dia, Alex, Semih Şentürk, Mamadou Niang, Daniel Güiza
Yukarıdaki kadro bu sezon Avrupa'dan peş peşe Young Boys ve PAOK'a yenilerek elenmiş. Ardından ligin ilk yarısını 17 maçta 40 gol atıp, 21 gol yiyerek ( ilk iki sıradaki takımın toplamından bir eksik) 33 puanla liderin dokuz puan gerisinde tamamlamış. Bu sırada Ziraat Türkiye Kupası'nda çıktığı üç maçtan da mağlup ayrılırken neredeyse attığının iki katı golü Ankaragücü, Buca ve Yeni Malatya'dan yemiş. İsterse babamın oğlu olsun isterse efsane futbolcu, bu performansı gösteren teknik direktör kesinlikle kovulmayı hak ediyor.
Dün gece sonu da benim için iyi bittiğinden olsa gerek süper bir maç izlemenin keyfine vardım. İlk dakikadan son anına kadar gitgellerin yaşandığı mücadelenin bir numaralı kaybedeni ise bana göre Cüneyt Çakır oldu. Schuster ve Ferrari onu takip eder (Hangisi daha suçlu bilemiyorum). Bu yazının konusu ise Çakır. Belki başka zaman da Schuster'e dokunuruz veya Ferrari'ye. Neyse.
Sevgili FIFA kokartlı hakemimiz, henüz maçın birinci dakikası Ekrem'in kartlık hareketini uyarı ile geçiştiriyorsun. Bunu gören futbol kariyeri derbi oynamakla geçen Selçuk durumu çözüyor, bir sert hareket ile diş gösteriyor Beşiktaş'a. Çekiyorsun yanına onu da uyarıyorsun ki uyarmana gerek yok, biliyor Selçuk kart veremeyeceğini. Ekrem seni sallamamış devam ediyor kaldığı yerden, sarıyı çekiyorsun. Ama hala sallamıyor seni Beşiktaş'ın sağ beki. Dia'dan sonra Niang oluyor bu sefer kurban. Atamıyorsun dışarı bu hırçın çocuğu. Benzer takdir hakkını Gökhan Gönül ve Selçuk için de ilerleyen dakikalarda kullanıyorsun. Selçuk, Q7'yi canından bezdiriyor, Gökhan ise Simao'nun ayağının üzerinde dolanıyor. Olmayacak iş oluyor o at(a)madığın adam çıkıyor bir de devre sonuna doğru müthiş bir gol atıyor. Sen cezasını veremeyince Ekrem seni adı futbol programı olan yayınlarda kurulacak dar ağaçlarına sürüklüyor.
İkinci devreye de gözünün önündeki penaltıyı çal(a)mayarak başlıyorsun. Televizyon enteresan alet. Sen pozisyonu izlerken biz de seni izleyebiliyoruz. Bakıyorsun ama görmüyorsun Cüneyt, ağır çekimde seyrediyoruz seni uzunca. Kafandan neler geçiyor, tahmin etmek istiyorum ama mümkün değil. Tek bildiğim şey ise kendinde olmadığın çünkü ipleri daha karşılaşmanın başında kaçırdığın. Ama şanslı adamsın Ferrari isimli biri çıkıyor aniden. Hakem hocalarının ilmiği boynuna geçirmeye hazır, Aziz Yıldırım'ın da sandalyene tekmeyi atacağı anın hemen öncesinde yardım elini uzatıyor sana İtalyan. kaçırmıyorsun bu fırsatı ve kurtarıyorsun bir günü, derbiyi ve belki de kariyerini. Bilmem kaç kere duran ve iki golün atıldığı ilk devreyi hiç uzatmıyorsun çünkü miden bulanıyor belki de başın dönüyor. Derbinin sonuna da iki dakika ekliyorsun ama bitmesini bekleyemiyorsun çünkü mutlusun, huzurlusun ve bir an önce de kaçmak istiyorsun. Beşiktaş Ferrari'yi, Schuster'i tartışıyor. Fenerbahçe galibiyet ve emin olduğu şampiyonluğu kutluyor. Sen de aradan sıyrılıp halen Türkiye'nin en iyisi olarak kalıyorsun. Dedim ya şanslı adamsın ama çok kötü hakemsin!
Son olarak konudan bağımsız İbrahim Toraman'a da değinmek istiyorum. Gecenin en büyük fırsatını Toraman kaçırdı. Tam attığı golle tribünlerle barışmış gibiydi. Hatta Almeida'ya karşılaşmayı koparacak asisti yapmanın kıyısına kadar da gelmişti. Ama mevkidaşı bir hata yaptı her şey başa döndü ve bence hak yerini buldu. Toraman'ın iyi oyunu gölgede kalınca, Üzülmez'e ettikleri bu kadar kolay unutulmamış oldu.

